Ocak 9, 2008 · Kategori: Teknoloji, Yazılım, İnternet
Bilgiselhayat’ın neredeyse ikinci senesini devirirken farkettim ki, ortalık hiç durulmayacak. Tam şöyle sessiz bir hafta geçirmenin planlarını yaparken, Blu-ray HD-Dvd savaşında Sony lehine olan gelişme, Microsoft’un Online Office sitesini belli oranda açması ve Hollywood’taki senarist grevi, tüm beklentilerimi altüst etti diyebiliriz.
Öncelikle, blu-ray teknolojisiyle Sony şimdiki DVD’lerin yaklaşık 10 misli veriyi taşıyan medyasını birkaç yıl önce duyurmuştu. Blu-ray’in tam karşısında ise aynı oranda veriyi taşıyabilen fakat farklı teknoloji kullanan Toshiba’nın HD-DVD formatı yer alıyor. Bu iki teknolojiye kayıtsız kalmak mümkün değil çünkü birkaç yıl içinde şu anki kullandığımız DVD çalar ve DVD’lerimizi tarihe gömecekler. Peki hangisi standart olacak? Yıllar önceki video kasetlerindeki durumu hatırlarsanız; Sony, JVC’nin VHS’si karşısındaki ürünü olan Betamax’la piyasayı kaybetmişti. Bu uzun süre alan ve ağır yenilgi, Sony’ye blu-ray ile ne kadar dikkatli olması gerektiğini sürekli hatırlatıyor olması gerek. Geçen günlerde Warner Bros’un yeni nesil DVD formatı olarak blu-ray’i kullanacağını ilan etmesiyle, Sony sanırım son yıllardaki en rahat nefesini aldı. Dünyadaki en büyük video yapımcısı olan Warner Bros’un blue-ray’i seçimi karşısında, Toshiba tarafından “durumu izliyoruz” yorumu geldi. Video ve müzik piyasası hala internet üzerinden satışı tartışıyor olsa da, tüketicilerin somut bir ürün görme isteği, video ve müziği barındıran medya üzerindeki popülariteyi yüksek seviyede tutuyor.
İkinci konuya gelirsek; Microsoft, Google’ın internet üzerinden sunduğu ofis araçlarına, şu anki piyasa lideri olan Microsoft Office’e güvenerek tatmin edici olmayan bir servisi başlatmak üzere. Bir süredir test kullanıcılarıyla testleri sürdürülen Microsoft Office Live, bırakın Google Documents (Google’ın internet üzerinden kullanılabilen ofis araçlarını içeriyor) ‘e yaklaşmayı, dikkatli düşünülünce, internet üzerinden çalışma anlamını içeren Live kelimesinin hakkını bile tam olarak veremiyor. Neden mi? Sıkı durun. İnternet üzerinden Microsoft Ofis araçlarını kullanmak isterseniz, dökümanlarla oynayacağınız bilgisayarda Microsoft Ofis kurulu olmalı (Buradaki bağlantıdan beta testleri için kayıt olabilirsiniz). Değilse, sadece çok kısıtlı döküman izleme yeteneklerinden başka yapabileceğiniz hiçbir şey yok! Bir de dökümanlarınızı paylaşabiliyorsunuz, hakkını yemeyelim. Gerçi hala piyasadaki liderliği ve kullanıcıların ofis kavramını bilgisayarlarındaki kurulu yazılım olarak düşünmeleri, Microsoft’u zorlayacak adımlar attırmıyor. Ayrıca, Amerikalı internet kullanıcılarının katıldığı ankette online ofis araçlarının varlığından haberdar (kullanan değil) kesmin sadece %20 de kalması, kullanıcıların hala kendi bilgisayarlarındaki yazılımları bırakmak istemediklerini ortaya koyuyor.
Devamını okuyun »
Bilgiselhayat'a hosgeldin, umarim yazilari severek okur ve onlardan faydalanabilirsiniz. Icerigi RSS olarak almak isterseniz lütfen buraya tiklayin. Ziyaretiniz için tesekkürler!
Aralık 30, 2007 · Kategori: Web 2.0, İnternet
Meşhur Web 2.0 kelimesi icabı, son yıllarda tüm interneti sosyal ağ, ortak özellik ve arkadaşlık siteleri sarmış durumda. İnternet sakinleri olarak, çocukluk günlerimize dönme, iş arkadaşlarımızı internetten tekrar keşfetme gibi konularda hayatımızın önemli bir kısmını geçirir olduk. Öte yandan ise, bilgiye ulaşma çabamız da son hızıyla sürüyor. Sosyal ağ sitesine örnek Facebook olacaksa, bilgi ağına en önemli örnek de çoğunuzun bileceği gibi
Wikipedia olacaktır. Arkadaşlara ulaşmak bir nevi basit bir mantık da olsa da (ki arkadaşlarınız sosyal ağlarda eğer üye olurlarsa varlar)
hangi bilginin internette var olacağı ve nasıl yer alacağı hala çok tartışılıyor.
Devamını okuyun »
Aralık 26, 2007 · Kategori: İnternet
Bilgiselhayat’ın iki yıllık tarayıcı istatistiklerine baktığımda hala başı Internet Explorer’ın çektiğini görüyorum. Evet, Firefox kullanımında gerçekten ciddi artış var fakat koparılan bu kadar yaygaradan sonra, en azından kullanım oranlarının birbirine yakın olmasını beklerdim. Hala internet kullanıcıları, yani SİZ, Internet Explorer’ın özensiz ve güvenlik açıklarına göre ciddiyetsiz olarak oluşturulduğunu bilmiyor. Öbür tarafta ise kurulumu oldukça basit olan ve kullanım olarak alıştığınız IE’ye çok benzeyen, güvenli ve standartlara saygılı tarayıcılar var. Bunlar; başta
Firefox ve sonra Opera. Yazıyı hala IE ile okuyorsanız,
Firefox kurmanız sadece saniyelerinizi alacak biliyor musunuz? Yazının devamında, bilgiselhayat küçük şortuyla ortalıklarda gezmeye başladığından beri, ziyaretçilerin kullandığı tarayıcı istatistiklerini görebilirsiniz.
Devamını okuyun »
Aralık 24, 2007 · Kategori: Blog/Wordpress, İnternet

Dünyayı blog yazarları ve onların yazdıkları kasıp kavuruyor. Öyleki, en çok ziyaret edilen gazete, magazin gibi internet siteleri bile normal sayfaları dışında blog bölümlerini oluşturdular. Ticari amaçlı şirketler bile okurlara ve müşterilere daha yakın olabilmek amacıyla sitelerine blog makyajı uyguladılar. Hal böyleyken, ülkemizde blog durumu nasıl diye etrafı kurcalayıp duruyorum. Özellikle blog tanıtım siteleri ve blog hizmeti veren siteler, blogların okur edinmesinde ve kalitenin yükseltilmesinde çok önemliler. Aşağıda blog servisi veren ve listeleme yapan siteleri bulacaksınız, unuttuğum kısımlar ve siteler için yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.
Devamını okuyun »
Aralık 24, 2007 · Kategori: Haftanın...
Galiba iki sene önce sinema reklamları sırasında görmüştüm ama o zaman arattığımda bulamamıştım. O zamandan bu yana neredeyse bütün arkadaşlarıma Efe rakı videosundan bahsettim. Bilirsiniz ki, dünyada tek renk değiştirdikten sonra içilen içki bizimki. Yabancı arkadaşlarımdan kime anlatsam ya çok şaşırıyorlar ya da görmeden inanmıyorlar. Kendime hakim olamadım bu videoyu haftanın videosu seçtim:)
Devamını okuyun »
Aralık 20, 2007 · Kategori: Blog/Wordpress
Soru kendi içinde paradoks barındırıyor ama sormak zorundaydım. Bu soruyu bir blogcunun haykırışı gibi algılayabilirsiniz fakat gerçekten merak ediyorum. Bilgiselhayat her gün ortalama 60 ziyaretçi ağırlıyor. Ne yazık ki birkaç arkadaşım dışında yorum yazan olmadı. Şimdi gerçekten tüm samimiyetimle soruyorum, neden arkadaşlar? Yorum yazmak zahmetli mi, sitede yorum yazma alanına ulaşım zor mu, yazılar yoruma değecek kadar önemsiz mi? Yazın ki ben de ona göre değişiklikler yapayım. Aşağıda ve sitenin sağ kısmında bir ay boyunca bir anket yer alacak. Yorum bırakmamanızın sebebini işaretlerseniz çok sevinirim. Sadece saniyelerinizi alacak, elinizi esirgemeyin.
Devamını okuyun »
Aralık 20, 2007 · Kategori: İnternet
Siz nasıl tepki vereceksiniz bilmiyorum ama dakikalardır onun yüzünden gülmekten kahvemi püskürtemeden içemediğim bir program var. Adı Nada. Ne iş yapıyor derseniz; sitesinde belirtildiğine göre hiçbir şey yapmıyor. Hiçbir işe yaramıyor. Zaten sadece 1 byte büyüklüğünde. Kurulduktan sonra sadece iyi hissettiriyor o kadar.
Nada’nın sitesinden bu programın ne işe yaradığın ve nasıl kurulacağını size veriyorum:
Kurulum bilgileri, programın kendisi gibi çok eğlenceli:
1- Yazılımı indirin
2- Herhangi bir yere kaydedin
3- Daha sonra unutun! (Ayrıca kurulum sonrası bilgisayarınızı tekrar başlatmanıza gerek yok, hatta onu çöp kutusuna bile koyabilirsiniz).
Nada ne işe yarıyor peki?
- Sadece sizi iyi hissettiriyor.
- Hiç bir işe yaramıyor.
- Bilgisayarınızın işlemcisini ve hafızasını hiç kullanmıyor, çünkü zaten hiçbir şey yapmıyor.
http://www.bernardbelanger.com/computing/NaDa/index.php adresini kesin ziyaret edin:)
Aralık 18, 2007 · Kategori: Web 2.0, İnternet
Sanırım Facebook’tan haberi olmayan yoktur. Bu, eski arkadaşlarınıza kavuşabileceğiniz, onların hangi filmleri izlediğini, hangi kitapları okuduğunu öğrenebileceğiniz, onlara bira ısmarlayıp suratlarına pasta fırlatabileceğiniz, sevgilinizin 978 arkadaşından 897’sinin erkek olduğunu görüp bir de üstüne onu rakı sofrasında kebap yerken basabileceğiniz sosyal platforma üye olmayan nerdeyse kalmadı. Peki, bütün kişisel bilgilerimizi hiç düşünmeden verdiğimiz Facebook ne kadar masum hiç düşündünüz mü? Hele ki son zamanlarda akıl almaz bazı girişimler yaptı ki, hala bu kadar üyeden neden ses çıkmaz anlamak mümkün değil. Hepimiz Facebook’un eğlenceli yanlarını biliyoruz, gelin bir de bardağın boş kısmına bakalım.
1- Akıl almaz reklamcılık girişimi: Beacon
Beacon Facebook’un ve de internet tarihinin en akıl almaz reklamcılık girişimi oldu. Beacon sistemi Facebook ve onunla işbirliği yapan diğer firmalar arasında bilgi alışverişini mümkün kılan bir iletişim sistemi. Facebook’la anlaşan firmalar (internet sitesi olan herhangi bir firma olabilir) sayfalarına uğrayan kişilerin hangi ürünleri satın aldıklarını, nelere baktıklarını, daha doğrusu herşeyi Facebook’a yolluyor. Facebook da bu bilgilere dayanarak sizin Facebook’taki sayfanızda reklam yayınlıyor. Örnekle açıklarsak, diyelimki Sony’den bir kamera aldınız ve daha sonra bir gün Facebook’a giriş yaptınız. Yaptığınız alışverişle ilgili tüm bilgiler Facebook veritabanına kopyalanıyor ve bu kamerayı sevdiğiniz sayfanızda yayınlanabiliyor. Böylece arkadaşlarınız sizin başka sitelerde ne yaptığınızı Facebook üzerinden izlemiş oluyor. Ne güzel değil mi? Bu sistemle Facebook üzerinden kontrol edemeyeceğiniz derecede kişisel bilgiler (çünkü bu bilgileri başka bir sitede verdiniz!) yayınlanmış oluyor yada yayınlanacağı günü bekliyor.
Hala Beacon’un gelmiş geçmiş kişisel haklara en saygısız sistem olduğuna tatmin olmadınız mı? O zaman dinleyin: bu sistemden tamamen çıkmak gibi bir hakkınız da yok!. Facebook üzerinden Beacon sistemini devreden çıkarabiliyorsunuz fakat diğer sitelerden Facebook’a bilgi akışını durdurma gibi bir seçenek yok. Yani, Facebook hala sizinle ilgili ama başka sitelerden gelen bilgileri elinde tutuyor. Bu sistemle ilgili eleştirileri geçen hafta Facebook blogunda yanıtlayan küçük ceo ise herşeyden bahsedip özür diledi ama bilgileri sakladıkları eleştirisine dokunmadı bile.
2- E-posta şifrenizi verin arkadaşlarınız bulalım

Bir dahiyane fikir daha. Facebook eğer e-posta şifrenizi verirseniz size arkadaşlarınızı bulabiliyor. Size bir şey söyliyeyim mi? Bana e-posta şifrenizi verirseniz ben de bulabilirim. Herkesten sır gibi sakladığımız şifremizi verebileceğimizi hangi mantıklı sebebe dayandırabilirsiniz? Önemli bir nokta daha var, Google hesap ayarlanızda bir kaç değişiklikle, 3.parti sitelerin sizin e-mail hesabınızdaki belirli alanların görebilmesine izin verebiliyorsunuz. Yani, Facebook mühendisleri istese, sizi bu konuda bilgilendirebilir ve bu yöntemi kullanabilir. Bu yöntemle Facebook’a şifrenizi vermenize gerek kalmaz ve sadece istediğiniz bilgilerin Facebook’a geçmesini sağlayabilirsiniz. Fakat şimdiki sistemle eğer e-posta şifrenizi verirseniz, Google’ın sizinle ilgili tuttuğu neredeyse tüm e-posta, kişisel site istatistikleri, arama geçmişi Facebook’a da geçmiş oluyor.
Devamını okuyun »
Sayfa 3 / 11«123456»...Son »