1- Akıl almaz reklamcılık girişimi: Beacon
Beacon Facebook’un ve de internet tarihinin en akıl almaz reklamcılık girişimi oldu. Beacon sistemi Facebook ve onunla işbirliği yapan diğer firmalar arasında bilgi alışverişini mümkün kılan bir iletişim sistemi. Facebook’la anlaşan firmalar (internet sitesi olan herhangi bir firma olabilir) sayfalarına uğrayan kişilerin hangi ürünleri satın aldıklarını, nelere baktıklarını, daha doğrusu herşeyi Facebook’a yolluyor. Facebook da bu bilgilere dayanarak sizin Facebook’taki sayfanızda reklam yayınlıyor. Örnekle açıklarsak, diyelimki Sony’den bir kamera aldınız ve daha sonra bir gün Facebook’a giriş yaptınız. Yaptığınız alışverişle ilgili tüm bilgiler Facebook veritabanına kopyalanıyor ve bu kamerayı sevdiğiniz sayfanızda yayınlanabiliyor. Böylece arkadaşlarınız sizin başka sitelerde ne yaptığınızı Facebook üzerinden izlemiş oluyor. Ne güzel değil mi? Bu sistemle Facebook üzerinden kontrol edemeyeceğiniz derecede kişisel bilgiler (çünkü bu bilgileri başka bir sitede verdiniz!) yayınlanmış oluyor yada yayınlanacağı günü bekliyor.
Hala Beacon’un gelmiş geçmiş kişisel haklara en saygısız sistem olduğuna tatmin olmadınız mı? O zaman dinleyin: bu sistemden tamamen çıkmak gibi bir hakkınız da yok!. Facebook üzerinden Beacon sistemini devreden çıkarabiliyorsunuz fakat diğer sitelerden Facebook’a bilgi akışını durdurma gibi bir seçenek yok. Yani, Facebook hala sizinle ilgili ama başka sitelerden gelen bilgileri elinde tutuyor. Bu sistemle ilgili eleştirileri geçen hafta Facebook blogunda yanıtlayan küçük ceo ise herşeyden bahsedip özür diledi ama bilgileri sakladıkları eleştirisine dokunmadı bile.
2- E-posta şifrenizi verin arkadaşlarınız bulalım
Bir dahiyane fikir daha. Facebook eğer e-posta şifrenizi verirseniz size arkadaşlarınızı bulabiliyor. Size bir şey söyliyeyim mi? Bana e-posta şifrenizi verirseniz ben de bulabilirim. Herkesten sır gibi sakladığımız şifremizi verebileceğimizi hangi mantıklı sebebe dayandırabilirsiniz? Önemli bir nokta daha var, Google hesap ayarlanızda bir kaç değişiklikle, 3.parti sitelerin sizin e-mail hesabınızdaki belirli alanların görebilmesine izin verebiliyorsunuz. Yani, Facebook mühendisleri istese, sizi bu konuda bilgilendirebilir ve bu yöntemi kullanabilir. Bu yöntemle Facebook’a şifrenizi vermenize gerek kalmaz ve sadece istediğiniz bilgilerin Facebook’a geçmesini sağlayabilirsiniz. Fakat şimdiki sistemle eğer e-posta şifrenizi verirseniz, Google’ın sizinle ilgili tuttuğu neredeyse tüm e-posta, kişisel site istatistikleri, arama geçmişi Facebook’a da geçmiş oluyor.
3- Facebook’da kontrol hiç bir zaman sizde değil
Her ne kadar bazı kişisel ayarlarınızı Facebook ayarlarınızdan değiştirebilseniz de, ötesine izin verilmiyorsunuz. Örnek olarak fotoğrafları düşünün; birisi sizin isminizi bir fotoğrafa eklediği zaman (tag), Facebook sizden izin almıyor, sadece sizi bilgilendiriyor. Benim kendi ismimin bir fotoğrafta kullanılmasını engellemem için bu haberi duyup sonra gidip kendi ellerimle silmem mi gerekiyor her defasında?
Dahası var. Hani şu küçük “applications” lar var, biliyorsunuzdur. Bir hata yapıp beğendiğiniz programcığı profilinize eklemek istediniz diyelim. Anında bu programı ekleyebilmeniz için 15 kişiyi davet edip sizinle birlikte sürüklemeniz gerekiyor.Hadi siz akıl edip iptal tuşuna bastınız, ya arkadaşlarınız? Her gün istemediğiniz onlarca “application request” almaktan bıkmadınız mı? Cevabınız evet ise ne yazıkki sizi kurtaracak pek mantıklı bir yol yok.
Web 2.0, sosyal platformlar derken sanırım iş kontrolden çıkıyor. Bize de, daha efektif daha canlı internet diye yutturuyorlar. Varsa sizin de farkına vardığınız ve kurtulamadığınız Facebook dertleri yazın arkadaşlar. Bunlardan kurtulma yollarını bilen varsa da çekinmesin lütfen.
Bilgiselhayat'a hosgeldin, umarim yazilari severek okur ve onlardan faydalanabilirsiniz. Icerigi RSS olarak almak isterseniz lütfen buraya tiklayin. Ziyaretiniz için tesekkürler!

Yazıyı beğendiyseniz, sadece benzer yazıları içeren kategoriyi RSS olarak almak için tıklayın:




(3 değerlendirme, ortalama: 4.33//maks: 5)
