Ne yazık ki hemen hepimiz yasadışı yollardan programlar indirip kullanıyoruz yada geçmişte kullandık. Emule, torrent ve forum siteleri gibi kaynaklara giriyor, arıyor ve indirmeye başlıyoruz. Daha sonra da para vermemenin dayanılmaz keyfiyle onları kullanmaya başlıyoruz. Bunu yaparken indirdiğimiz web sitelerine yada forumlara hiç dikkat etmiyoruz, bir an önce indirmek ve kullanmak tek ve hızlı amacımız oluyor. Bütün bunlar telif haklarına aykırı, bu çok açık. Fakat aşırı şekilde aşağıdan aldığımız ve ihlal ettiğimiz önemli bir konu daha var: güvenlik.
Size çok basit ve bir çoğumuzun aslında ilk anda aklına gelmeyen bir örnek vermek istiyorum. Legal olarak satın almayıp, internetten indirdiğimiz her türlü program, film ve ya müzik, sadece vergisiz, yasadışı kullanım olarak düşünülmemeli. İnternet üzerinden yasal kaynaklar dışında indirilen herşey aslında içeriğini bilemeyeceğimiz (yani orjinaline benzeyen fakat değiştirilmiş olan) bir kopya olabilir. Örnek olarak; pdf dosyası olarak yasadışı bir siteden indirdiğiniz bir kitabın 125 ve 140. sayfaları arasındaki bölümün gerçekten o kitabın yazarı tarafından yazıldığından emin olabilir misiniz? Yasadışı dağıtımı yapan kişiler tarafından üzerinde oynama yapılmış olamaz mı? Hangi birimiz kaçak kopyaladığımız dosyaları orjinalleriyle karşılaştırıyoruz? Bu karşılaştırmayı yapmak, word yada pdf dosyaları için bir nebze kolay olsa da, yazılımların nasıl gerçekleriyle karşılaştırılacağından haberimiz var mı?
Bilgiselhayat'a hosgeldin, umarim yazilari severek okur ve onlardan faydalanabilirsiniz. Icerigi RSS olarak almak isterseniz lütfen buraya tiklayin. Ziyaretiniz için tesekkürler!
Filipinler’den uçağa binmişti ve dizüstü bilgisayarını çantasına koyup yanında taşıyordu. Yolculuğunun son noktası olan Los Angeles’a indiğinde güvenlik kontrolleri sırasında bilgisayarının açılması istendi; bilgisayar içindeki bilgiler araştırılacak ve kanunlara aykırı olan çocuk pornosu delilleri araştırılacaktı. Bu araştırmanın büyük bir sebebi adamın geldiği Filipinler’in seks turizmi ve çocuk pornosu konusunda şöhretinin yüksek olmasıydı. Bilgisayarın içindeki veriler taranmış ve adamın çocuk pornosu dosyaları taşıdığı anlaşılmıştı, yanında bilgisayar verisi dışında hiçbir kanunsuz madde taşımayan adam yetkililer tarafından tutuklanmıştı.
Yukarıdaki hikaye gerçek bir olaydan alıntı. Ülkemiz sınırları içindeki havaalanlarında, bekleme salonuna geçmeden önce bilgisayarların çalıştırılmasının istendiğini biliyorsunuz. Maddi güvenlik için gerekli olan bu kontrol bir adım daha yukarıya taşınıyor ve dünyanın (henüz ülkemizde olmasa bile) bir çok yerinde şüpheli görünen kişilerin bilgisayarlarında dosyalar taranıyor. Aslında bu tip bir taramanın üst-giysi ve çanta araması kavramından pek farkı yok. Suç unsurları hakkında şüphelenildiğinde güvenlik söz konusu oladuğu için kişisel gizlilik o kadar önem taşımıyor. Bilgisayarınız sizden bir süre için isteniyor ve hızlıca tarama başlatılıyor. Tarama süresi sırasında diskinizin en ince ayrıntısı başka bir diske de kopyalanabiliyor. Kişisel gizlilik unsurları doğal olarak ülke güvenliği söz konusu olduğunda bir anlam ifade etmiyor. İlk bakışta kişisel haklara saldırı gibi gelen kontrollerin, ülke güvenliği söz konusu olduğunda nasıl ikinci plana atılabileceğinin farkında olmalıyız.
Yukarıdaki gerçek hikayeden de görüleceği gibi, ülkelerin suç listelerindeki sıraları, vatandaşlarının olası şüpheli kavramına dahil edilmesini kolaylaştırıyor. İşin özeti; google üzerinde yapılan sex kelimesi aramalarında dünyada üçüncülüğe oynayan ülkemize ve sorumlulara duyurulur. Bir gün karınızı alıp işinizden güçlükle aldığınız bir haftalık izni yurtdışında geçirmek isterken sırf ülkenizin yasadışı unsurlara bulaştığından dolayı, uçaktan iner inmez bilgisayarınızı saatlerce havaalanında beklemeniz ve tatilinizin rezil olması olası bir gelecek tahmini. İşin diğer bir önemli noktası ise dünya artık bilişim konusunda inanılmaz önemli adımlar atarken, bizim en ufak bir planımız bile olmaması. Plan olmayınca hiçbir şey olmadığı gibi, aslında çok şey içeren bilişim alanındaki işlenen suçlar konusunda da doğal olarak hiçbir iyileşme gösteremiyoruz.
Hazır bu aralar internette güvenlik ve kişisel gizlilik konularına takılmışken, kriptografinin internet trafiğindeki ve haliyle farkında olmasak da günlük hayatımızda nasıl çalıştığını ve yer ettiğine bir bakalım. Genel hatlarıyla elle tutulur bir döküman oluşturmak hatrı sayılır bir vakit aldığından, “kriptografi ve kullanım alanları” yazı dizisinin ilk bölümünü sunmak istedim. İkinci ve son kısmı da birkaç gün içinde burda olacak.
Aşağıda yazıyı sayfa üzerinden pdf olarak okumanız için bir araç var (bu araçla dökümanı tam ekran okuyabilir ve kaydedebilirsiniz). Onun altına yazının orjinal halini de koydum. En son olarak da, bilgisayarına indirip okumayı tercih edecekler için pdf dosyasını koydum. Yazılarımdaki her türlü hata, gerek yazım hatası gerek konsept hatası olsun, için sizden gelecek önerilere şimdiden çok teşekkür ederim.
Arada düşünüyorum, şu Facebook’un bu kadar meşhur olup hayatımıza girmesi, güvenlik ve kişisel bilgilere olan duyarlılığımızı artırması bakımından iyi mi oldu acaba diye. Gerçi her zaman olduğu gibi, onları kaybettikten sonra düşünmeye başladık. Her gün elimizin altındaki elektronik cihazları kullanırken, ne kadar fazla bilgiyi başkalarına verdiğimizi düşünsenize. Cep operatörleri günün hangi dönemlerinde kimle ne kadar konuştuğunuzu, güzelim Google’da her arama sonrası gittiğiniz web sitesini, e-posta sitelerinde kime ne kadar sıklıkla posta yolladığınızı, sosyal platform sitelerinde nelerden hoşlandığınızı, kısacası nerdeyse bizimle ilgili her bilgiyi birileri bir yere kopyalıyor ve kullanıyor.
Zaman geçtikçe kişisel bilgilerin güvenliği daha da konuşulur hale gelecek emin olun. Bir kaç yıl içerisinde telefonlarımızın hemen hepsi kablosuz internete bağlanabilir hale gelecek, şehirlerdeki tüm sokaklardan sınırsızca internete bağlanabileceğiz, internet üzerinden yerlerimizi tespit edecek (ki şu an google maps üzerinden bunu yapmak mümkün) ve gideceğimiz restoranın yerini bulacağız (bu sırada nereye gideceğimiz bilgisinin kimlere geçeceğini şu an tahmin edemiyorum). Tabiki aldığımız bütün servislerin bir bedeli olacak. Bu bedel de bize kişisel reklam olarak dönecek tabiki. Bir önceki örnekten devam edersek; aynı sokağa bir sonraki girişimizde, etraftaki benzer restoran ve kafelerin reklamları cep telefonumuzun ya da bilgisayarımızın ekranına gelmiş olacak.
Ne kadar kaçmaya çalışırsanız çalışın, sistem bizi takip edecek. Çünkü bir kere kayıt oldunuz. Kaydımızı silmeye çalıştığımızda binbir zorlukla karşılacağız ve sonunda pes edeceğiz. Aslında yanımızdan ayırmadığımız o teknolojisi harikası telefonlar ve bilgisayarlar, bir nevi ensemizin arkasına yerleştirilmiş çipler haline gelecekler. Çip mi dedim. Sanırım bizim çocuklarımız bunları da görecek. Hepsine şimdiden sabır diliyorum.